SUNUM ÖZETİ


Tür: Tartışmalı Poster Yazarlar: Günay Ekberli, DoÄŸuÅŸ Çalışkan, Zeliha Akış, Emrah Åženel, Fatih Akbıyık, Ziya LivanelioÄŸlu, Halil Atayurt, TuÄŸrul Tiryaki

İntrauterin hidronefroz bulgusu ile tanı konan Vezikoüreteral Reflülü olguların değerlendirmesi The evaluation of the vesicoureteral reflux associated with antenatal hydronephrosis.
Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları,Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahisi Kliniği Ankara Child Diseases Hematology and Oncology Education and Research Hospital Pediatric Surgery Department

Amaç: Vezikoüreteral reflülü olguların tanısı bulguların ortaya çıkmasına göre bifazik dağılım gösterir.   Artan sayıda prenatal hidronefroz bulgusu ile saptanan VUR’lülü olguların uzun dönem izlem sonuçları  üzerinde yeterli bilgi yoktur.  Çalışmamızda prenatal hidronefroz bulgusu sonrası tanı konulan  VUR’lü olgularımız sunularak sonuçlarımız değerlendirilecektir.

Materyal ve Metod: Kliniğimizde Mayıs 2000-Aralık 2009 tarihleri arasında   intrauterin saptanan hidronefroz  bulgusu sonrası VUR tanısı alarak   tedavi edilen 22 erkek, 3  kız toplam 25  olgu geriye dönük olarak değerlendirmeye alındı.  Prenatal hidronefrozu olan ve doğum sonrası devam eden olgularda  hayatın ikinci haftasında çekilen VCUG ile tanı konuldu. Tüm olgular antibiotik proflaksisine alınırken, renal sintigrafi incelemesi yapılarak renal fonksiyonlar değerlendirildi. PUV şüphesi olan, üreteroseli saptanan  olgulara sistoskopi incelemesi yapılarak değerlendirildi.  Bir yaşın altında konservatif izlem sırasında 14 olgumuza STING uygulaması yapıldı. Bir yaşından sonra tüm olgular  açık cerrahi girişimlerin uygulamaları için  değerlendirildi.

Sonuçlar: Olgularımızın  13’ünde  (% 52) bilateral  VUR,  4’ünde (%16)  sağ VUR, 8’inde (%32)  sol olmak üzere toplam 38 üreterde   grade 3 ile 5 arasında  değişen  VUR saptandı.  Antenatal hidronefroz tanısı  konulup izlenen olguların %17,2 ‘ini  oluşturuyorlardı. Serimizdeki   posterior üretral valv ile birlikte reflüsü olan  beş  olgu, anal atrezi ile beraber reflüsü olan üç olgu, üreterosel ile birlikte   dört  olgu saptanırken, dört olgumuzda da soliter böbrek vardı. Tüm serimizde  grade 3  reflü  iki   üreterde; grade 4 reflü beş üreterde; grade 5 reflü  otuz  üreter olmak üzere 25 olguda  38 üretere vesicoüreteral reflü olduğu belirlendi.

14 olguya ilk olarak STING uygulaması yapılırken,  dokuz olguya 1 yaşından sonra direkt cerrahi girişim yapıldı. STING uygulaması sonrası reflü derecesinde gerileme görülmeyen 8 olgu bir yaşından sonra  açık cerrahi girişimine alındı. Üreteroseli olan iki olguda ise yenidoğan döneminde obstrüksiyon nedeni ile rezektoskop ile üreteroselde pencere açıldı. DMSA incelemesinde 3 olgu orta hasarlı iken 22 olgu ağır hasarlı olarak görüldü.

Tartışma: Antenatal hidronefroz bulgusu ile doğumdan sonra tanı alan VUR’lü olgularımızın çoğunluğunun erkek,  bilateral ve yüksek dereceli reflüsünün olduğu görülmektedir. Çalışmamızda erken dönemde  yapılan sintigrafi incelemelerinde böbrek fonksiyonlarının ileri derecede bozulmuş olduğu görülmektedir. Erken tanı ile tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarının önüne geçilse dahi  doğuştan gelen displastik böbrek nedeni ile  bu olgularda  böbrek fonksiyon kayıpları ileri derecede olduğunu saptadık.   Bir yaşın altında  uyguladığımız endoskopik işlemlere  olguların  çoğunluğunda yanıt alınamadığından   bir yaşından sonra açık cerrahi girişim gerekmiştir. Sonuç olarak intauterin hidronefroz bulgusu ile saptanan vur  olgularda  yüksek  dereceli olduklarından endoskopik uygulamaların başarı şansı oldukça düşüktür. Bu gruptaki hastalarda tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu belirlenmese bile böbrekte muhtemel displaziye bağlı fonksiyon bozuklukları  ileri derecede görülmektedir. Beraberinde PUV, üreterosel ve soliter böbrek  birlikteliği sıklıkla saptanır. Antenatal hidronefroz bulgusu ile saptanan VUR’lü olgular yüksek oranda ek anomalileri ve ileri derecede böbrek fonksiyon bozuklukları ile ayrı bir grup olarak ele alınmalıdır.

Aim: Diagnosis of  the cases with vesicoureteral reflux shows a bifasic distribution according to the appearance of the findings. There is no concensus on the treatment of the increasing number  of infants having VUR detected with  prenatal  hydronephrotic findings.  In  our study  our cases  with  VUR who are diagnosed after findings of prenatal hydronephrosis are submitted and the outcomes are  evaluated.

Material and Method: 22 male and 3 female totally  25 cases treated at  our clinic in between May 2000 to December 2009 after having a diagnosis of our following intrauterine detected hydronephrotic findings are evaluated retrospectively. Diagnosis of the cases were made on the presence of prenatal hydronephrosis and persisting of after birth by VCUG screening on the second week of life. Cases  suspected of PUV and ureterocele were evaluated by cystoscopic examination. STING application was performed on 14 cases under age of 1 during conservative monitoring. All of the cases over the age 1 were evaluated for the  practice of open surgical procedures.

Results: In 13 of our patients (52%) bilateral VUR, in 4 (16%) VUR on the right, and in 8 (32%) VUR on the left was determined adding up to 38 ureters with the degree of the VUR differing between grade 3 to 5. Cases of VUR consisted 17,2% of all the cases which were followed with a prenatal diagnosis of hydronephrosis.

In our series 5 of the cases had  posterior uretral valves, 3 cases had anal atresia, 4 of the cases had solitary kidney besides the reflux. In our 25 patient series  the 38 VUR consisted of grade 3 reflux in two ureters, grade 4 reflux in 5 ureters  and grade 5 reflux in 30  ureters . Open surgical procedures were  performed on 9 patients over the age of 1. Open surgery was  performed to 8  other patient over the age of 1 showing no regression in the degree of reflux after STING application. Fenestration by resectoscope was performed  on  2 cases with ureterocele at the newborn period due to obstruction. Moderate damage was determined on 3 cases and 22 cases had high damage  at the DMSA studies.

Discussion: It is apparent that the majority  of our cases of VUR with prenatal hydronephrotic findings diagnosed after birth are male, bilateral and  have high  grade reflux.  In our study we noted  high rank impaired renal functions on renal scintigraphy at  early stages. Even the prevention of urinary tract infections with early  diagnosis will not help renal function loss in these cases since the presence of inborn dysplastic kidney.  Endoscopic procedures in the majority of the cases under the age of 1  were not  helpful in treatment and necessity for open surgery was reqired. As for conclusion cases  detected by  intrauterine hydronephrotic findings are in high grade VUR and the success  chance   of the endoscopic procedures is rather low. Although recurrent urinary tract infections are not  identified high degree renal function impairements are seen in this group  of patients due to probable dysplasia. Cases of our detected with prenatal hydronephrotic findings have  a high ratio of additional anomalies and advanced renal function  impairements so they must be managed and handled as a separate  group.